14 Nis 2013

Bakın Yugoslavya'da neler olmuş!





Uluslararası bir toplantıda, Slovenya'dan gelen bir meslektaşımla bir iki saat sohbet etme şansı buldum. Günlük hayatın sorunları üzerine sohbet ederken laf döndü dolaştı, Yugoslavya'nın parçalanma sürecinde ki yaşananlara ve sonrasına geldi.

Sordum: - “20 yıldan fazla zaman geçti. Bugünkü koşullara baktığında Yugoslavya'nın varolduğu dönemi mi, yoksa bügünkü koşulları mı tercih edersin?

Bakın neler söyledi!..

Yugoslavya zamanlarında, işsizlik yoktu. Az ücret alıyorduk ama sağlık ve eğitim için endişelenmemize gerek yoktu. Çalışma saatleri daha azdı. İnsanlar arasında dayanışma vardı, gelecek endişemiz neredeyse yoktu. Farklılıklarımız olmasına rağmen, bir arada yaşayabiliyorduk çünkü farklı kökenlere ait olmamız, bir arada anlaşmamıza engel değildi. Fabrikaları yönetenler bizlerdik, yöneticiler vardı ama onlar fabrikaların sahibi değildi. Sendikalar güçlüydü. Birlik içindeydik.

Parçalanmaya başlayıp, Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya gibi ülkelere bölünmeye başladıktan ve sınırlar ayrıldıktan sonra birbirimize yabancılaştık. Herşey için para ödemeye başladık. En basit hizmetler için para istenmeye başladı. Özellikle sağlık hizmetleri özelleşip de, kazançlarımızdan sağlık hizmetleri için daha çok para ayırmaya başladığımızda gerçeklerle daha çok yüzleştik. Göreceli olarak daha çok kazanıyoruz, marketlerde daha çok alacağımız mallar var ama net olarak gelirlerimiz çok da fazla farketmedi. Daha çok çalışmak zorundayız. Bireyselleşme arttı, dayanışma azaldı. Artık herkes kendisini ve ailesini daha çok düşünmek zorunda. Özelleştirmeler sırasında çok fazla yolsuzluk yapıldı. Bunların hesapları hala sorulamaya çalışılıyor ama yapanın yanına kar kaldı. Özelleştirmeden kazanılan paralaın bazıları politikacılar veya bürokratlar tarafından yurt dışına kaçıldı. Gelir farklılıkları çok arttı. Eskiden fabrikaların yöneticileri olanlar, şimdi sahipleri oldu.

Ülke parçalandıktan sonra, Almanya veya ABD'ye çalışmaya gidenlerin, göçenlerin sayısının patlama yaptığını da vurguladı meslektaşım.

Bunları anlatan kişi erken ellilerinde, bilişim sektöründe çalışan, mesleğini yapan bir mühendis. Banka kredisi ile aldığı evinin parasını ödemek için daha uzun yıllar çalışması gerektiğinin de farkında. Yaptığımız değerlendirmeler ışığında sadece 20-25 yıl içinde bu geldiği duruma bakınca da “parçalanmanın” ve “sosyalizm”den vazgeçmenin ne kadar yanlış olduğunun özeleştirmesini de yapan birisi.

Ayrılırken, “Aynı hataya düşmeyin” diyerek de tembih etmeyi unutmadı!...

“Akil”lerin bol olduğu dönemde, “Akil”lice bir tavsiye…

1 yorum:

T.C. Nilgün Komar dedi ki...

ordan burdan duyduklarımızla da aynı verileri almıştım
bi bütün anlatımla daha da net anlaşılıyor
yazık
bu yolda emek harcayanlara yazıklar olsun!