16 Eyl 2017

Uganda, Misafirperver insanların ülkesi.



Birgün Haberi


Giriş
Bir süredir, iş gereği Afrika'ya seyahatlerim oluyor, Kara Kıta'yı daha yakından, farklı yüzleriyle tanıma fırsatı buluyorum. Bu kapsamda seyyah olarak da bazı ülkelere ayrıca vakit ayırmaya çalıştım ve Uganda'ya Ağustos 2017’de detaylı zaman ayırmaya karar verdim.

Bir Doğu Afrika ülkesi olan Uganda herkese farklı şeyler çağırıştırıyor, Türkiye'de çok da bilinen bir ülke değil.

Türkiye'de Uganda diyince akla birkaç şey gelirse bunlardan ilki futbolu yakından takip edenlerin hatırlayacağı, 1994-1998 yılları arasında Bursaspor’da oynayan Mususi ve onun bize armağan ettiği timsah yürüyüşüdür. Uganda'da da diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi en sevilen spor dalı futbol. Özellikle İngiliz Ligi yakından takip ediliyor. Manchester United ve Arsenal en sevilenleri. Öyle ki, eşler farklı takımı tutuyorsa, aynı bizdeki gibi en hafifinden tartışma sebebi olabiliyor.

Uganda diyince bir diğer akla gelen, “insan etini” çok sevdiği iddaa edilen eski Uganda Devlet Başkanı İdi Amin Dada ve Entebbe Baskınıdır. Entebbe, yerel Luganda dilinde 'oturacak yer' demek. Uganda Uluslararası Havalimanı’nın olduğu, Viktorya Gölünün hemen kenarındaki önemli şehir. Bu ismi şef Buganda'nın yaşadığı yer olduğu için vermişler. Entebbe’yi bize öğreten, 1976'da İsrail'in, Filistinli ve Alman teröristlerin kaçırıp, Uganda'nın Entebbe şehrine indirdiği Air France’ın Tel Aviv-Paris uçağına yaptığı baskındır. İsrail’den, 4000 km'yi kat eden, 100 İsrail Komandosu, 90dk içinde 100'den fazla rehineyi kurtarıp, teröristleri, Uganda Askerlerini öldürüp, Uganda Savaş uçaklarını da tahrip ederek ülkelerine dönerler. Teröristleri destekleyen İdi Amin çılgına döner, İsrail'e yardım eden Kenya'ya çok kızar ve Uganda'daki yüzlerce Kenya'lıyı katleder.

Uganda’da görülesi yerlerin belli başlıları, dünyanın ikinci büyük gölü “Kraliçe Viktorya”, özellikle Goril ve Şampanze’lerin korunduğu doğal yaşam parkları, Ekvator çizgisi ve kıtayı boylu boyunca geçen Nil nehrinin kaynağı.

Kısa Tarihçe
Antik Roma'dan beri Nil'in kaynağını bulmak isteyen diğer kaşifler gibi, iki ingiliz kaşif, Henry Morton Stanley ve John Hanning Speke, 1850'lerde yola çıkar. Stanley yol sırasında ağır bir hastalığa tutulur fakat Speke seyahate devam eder. Bu durum ileriye dönük olarak arkadaşlıklarına zarar verir. Speke ilerleyip Nil üzerinde devasa bir göle ulaşır. Buraya İngiltere Kraliçesi Viktorya’nın adını verirler. Speke’a göre Nil Nehri’nin kaynağı buradadır ama yeterince kaynak ve delil toplamadan Londra'ya dönerler. Speke bir kaza geçirir ve ölür. İki kaşif arasında Nil'in kaynağının yeri konusunda bitmek bilmeyen bir husumet vardır. Kaynağı bulamadan ölen Speke haklı çıkar, kaynak Uganda'da Viktorya gölündedir.

Fransız ve İngiliz sömürgecilerin arasında gidip gelen Uganda uzun süre İngiliz sömürgesi olarak kaldı. 68 yıllık İngiliz egemenliği 1962'de biter ve ülke bağımsızlığa kavuşur. Uganda'nın verimli topraklarında kahve, çay, pamuk, meyve ve hayvan üretimi gerçekleştirilir, zengin doğal kaynakları arasında petrol, doğalgaz, altın, fosfat vardır. 

Para
Uganda'nın para birimi Uganda Şilini’dir. 1 ABD Doları, yaklaşık = 3600 Uganda Şilini’ne karşılık geliyor. 1000'e bölünce bizim ABD Doları / TL kuruna yaklaşıyor. Kısaca en kolayı, Uganda'da para alış verişi yaparken teklif ettikleri parayı 1000'e bölün, Türk Lirası olarak düşünün. Sokakta, takside her teklif edilen fiatın an az ¼’ünden pazarlığa başlayın, fiatları tatlı tatlı şişiriyorlar. Yarısını da teklif etseniz kabul edilecektir.

Ulaşım
Keşfetmek için seyahat ediyorsanız, yerel halk hangi ulaşım araçlarını kullanıyorsa onları kullanmaya özen göstermek iyi olur. Yoksa çift katlı, üstü açık bir otobüsle, camekan arkasından bakarak yapılan şehir gözleminden çok da öteye geçemezsiniz. 
Her ülkenin kendine özel yerel ulaşım araçları var. Nasıl Küba'da Coco Taksi, Zanzibar'da Dala Dala varsa, Uganda’da da Boda Boda (Mobilet) var. Her yer Boda Boda dolu, el etmenize fırsat bırakmadan yanınızda bitiveriyorlar. Seleleri şöför hariç 2 kişi alacak şekilde birazcık büyütülmüş. İki kişi, ufak sırt çantaları ile şöförün arkasına binebilir. Yavaş ve emniyetli git diye uyarmakda fayda var, daha dikkatli kullanıyorlar. Gerçekte şehir içinde el edip de durdurabileceğiniz başka taksi de yok. Ya yürüyecek, ya da Boda Boda’ya bineceksiniz. Trafikte “Buradan da geçilmez artık!” diyeceğiniz iğnedeliği gibi yerlerden geçiyorlar. Üzerinizden sarkan birşey olmasa iyi olur. Motora iyi binerim diyenlerin gelip bir de burada kullanması gerekiyor. 

Şehirler arası ulaşımda “Taxi”ler var. Ama yanlış anlaşılmasın, bunlar indi-bindi dolmuş olarak giden minibüsler. Yaklaşık 50km olan, Entebbe - Kampala arasını ve 75km olan Kampala – Ekvator Çizgisi arasını bu 'Taxi'ler ile kat ettik. Kucağında malları ile pazara giden bir adam, henüz bir yaşında bile olmayan, sütten kesilmemiş bebeğini yol boyu emziren bir anne, yol boyu yağmurda su alan bir minibüs, bangır bangır çalan müzik...
THY'nin Istanbul - Uganda uçuşu, Ruanda aktarmalı geliyor. Uçak dolu ama Türkiye'den neredeyse kimse yok, herkes transfer yolcusu, çoğunlukla da İngiltere'den. İngiliz Havayolları Londra - Entebbe hattını kapatmış. Uçak sabaha karşı iniyor Entebbe'ye. Havalimanı'na 5dk mesafede Protea Hotel yakınlık ve uygunluk açısından önerilir.
Türk vatandaşları için vize gerekiyor ve Ankara'da ki Büyükelçilikten alınıyor.

Yeme İçme ve Notlar
Kesinlikle batılı restoranlardan uzak durun ve yerel tadları deneyin. Uganda’da sokak yemekleri çok yaygın. Zanzibar ve Uzak Doğu gibi, en garantili seçim ızgara olacaktır. Tavuk, kırmızı et, domuz yenebilir. Izgaralara göz atmadan seçim yapmayın, gözünüz tutmadıysa da bir sonraki ızgaracıya geçin, eti iyi pişirtin. Közde mısır gibi, közde muz da çok var. Akşam üstü karanlıkta gitmeyin ki ne yediğinizi görebilesiniz!. "Chapati" denen bir yemekleri de var. Orjinali Hint, Pakistan, Nepal yörelerinden geliyor. Buraya nasıl gelmiş, ya da oraya nasıl gitmiş ilginç. Bizim gözlemenin içine bir sürü acı/tatlı sos ve yumurta kırılarak yapılıyor. 'Güçlendirilmiş Gözleme' gibi düşünün. Güvenli bir atıştırmalık. Rolex burada zenginlik ve ayrıcalık simgesi bir marka olarak değil, yenen birşey olarak biliniyor. En çok satan, yenen ve biraz da diğerlerine göre azıcık pahalı olan farklı bir Chapati çeşidi. Hamurun içine taze soğan, domates, vs doldurarak yapıyorlar, Sokakta 1000, lokantada 9000 Şilin. Yerel Bira 'Nile', %5.6 alkol ile güçlü ve sert bir lager birası 3500 Şilin. Ağır likörlerin her çeşidini de bulmak mümkün. Yine bir İngiliz geleneği cin çok tüketiliyor ve kendi ürettikleri yerel markaları var.

Uganda, eski ingiliz sömürgesi olduğundan, çayı sütle içip, arabayı sağdan kullanıp, ingiliz prizleri kullanıyorlar.

ATM kullanımı ilginç. ATM'den nakit para çekmek istiyorsanız yanınızda muhakkak VISA uyumlu bir kart olması lazım. MasterCard hiç yaygın değil bulmanız çok zor. Para bozdurmak için standart kural geçerli, havalimanı veya otelleri tercih etmeyin. Döviz büroları, komisyon almadan daha uygun kur ile çeviriyorlar. 

Entebbe
Entebbe'de görülecek en önemli yer, Uganda Doğalhayat Parkı ve Eğitim Merkezi. İngilizler, Ugandayı ilk işgallerinde burayı idari merkez olarak kullanmış. Sonrasında hayvanların doğal hayatlarında yaşadığı kafessiz bir hayvanat bahçesi, üretim, rehabilitasyon ve eğitim merkezine dönüşmüş. Eğitim derken, hayvanların değil, insanların doğal hayat ve türlerin korunması hakkında ki eğitimleri!... Burası hayvanların kafesler içinde tutulduğu klasik bir hayvanat bahçesi değil. Örneğin yaklaşık 1km’lik orman yürüyüşünde Kelebekleri, Kuşları, Kertenkele’leri izleyip, Gergedan, Fil, Arslan, Çita, Vaşak, Antilop, Zebra, Devekuşu vb diğer hayvanları doğal ortamlarında gözleyebilirsiniz.

Afrika'da türleri tehdit altında olan canlılar, kanunsuz hayvan ticaretinin mağdurları burada gözetim altında rehabilite ediliyor, üretiliyor ve yeniden doğal hayatlarına gönderiliyor. Gönüllü çalışanların ve sponsorların desteği ile ayakta kalan merkezin girişinde, hangi hayvana hangi kurumun destek olduğunu gösteren bir pano karşılıyor sizi. Nepal'de sokaklarda gezen küçük maymunlar burada heryerdeler ve tabii ki şempanzeler.
Şempanzeleri oturup izleyince, davranışlarına pek de şaşırmıyor insan. Alan hakimiyetini kurup kimseyi o alana yaklaştırmayanlar, grubun komiği, şakacıları, ağır abileri, çocuğunu koruyan anneler, bir köşeye çekilip sessizce uyuklayanlar, yemek dağıtımı sırasında saldırganlaşanlar kendi dışındakilerin yemeğine sulananlar, hiç birşey yapmayıp payına düşeni kabul edenler... Aynı insanoğlu!

Ekvator Çizgisi
Kampala'nın yaklaşık 70km. güneyinden ekvator çizgisi geçiyor. Yaşı geçkin olanlar hatırlar, 7'den 77'ye de Barış Manço'nun yaptığı 'ekvator' testini burada yapabilirsiniz. Kuzey'de saat yönüne dönen su, Güney'de saat yönünün tersine dönüyor ve sadece bir adım atarak Güney'den Kuzey'e geçiyorsunuz. 

Ekvator çizgisine varmak için, Kampala içindeki 'New Taxi' otogarına gitmelisiniz. Masaka yönüne giden otobüsler şansınız varsa 2.5-3 saatte sizi 'Ekvaktor Çizgisi'ne ulaştıracaktır. Zanzibar'daki gibi bizi kazıklamaya çalışmadılar bu defa. Kampala – Ekvator Çizgisi arası 10000 Uganda Şilini. Otobüsü durduran beyaz kıyafetli polise harçlığını verip yola devam eden şöför, Mola yerinde camlardan içeri uzatılan yiyecekler, satmak için ağzınızın içine uzatılan muzlar, kızarmış etler, çipatalar, birden bire 3 kişilik yere 4-5 kişi sığmak zorunda kalmanız... Şartlar zor ama kiminle konuşsanız aynı cevap 'This is Africa'. Bu zor şartlara rağmen hiç dilenci görmedik. Herkes birşeyler satmaya çalışıyor, biraz ısrarcılar ama dilenmiyorlar. Turizmin daha yaygın olduğu coğrafyalarda, örneğin Küba, Zanzibar vb., insanlar bir değer üretmeden, dilenerek, kolay yoldan turizm üzerinden para kazanmayı da deneyebiliyorlar. Turizmin artışı ile dilencilik doğru orantılı olsa gerek.
Ekvator Çizgisi, yol kenarında bir mola yeri gibi işaretlenmiş, çevresinde temiz, güzel 3-4 tane lokanta ve hediyelik eşya dükkanları var. Burada isterseniz size yukarıdaki su testini yapacak ve bir de sertifika verecek birileri var ama kendiniz de kolayca yapabilirsiniz. Burada 1-1.5 saat geçirebilirsiniz. Kahve içip birşeyler atıştırmak için en dipteki kırmızı badanalı kafeyi öneririm. Kahvesi çok lezzetli ve kazandıkları parayı çocukların AIDS/HIV tedavisinde kullanıyorlarmış.

Kampala - Mengo Sarayı
"İnsanlara liderlerini sevmeyi öğretmelisiniz" demiş İdi Amin ama kullandığı yöntemler yüzünden önce kendi halkı tarafından hiç de sevilmemiş.
Kampala'da, 1971-79 arasınds Devlet Başkanlığı yapan İdi Amin'in izini de aradık. "Uganda Kasabı" olarak bilinen Idi Amin Dada despotik, vahşi yöntemleriyle tanınan, Afrika'nın özgürleşme dönemlerinde yaşamış en ünlü ve bilinen diktatörüydü. Amin 1971'de darbe ile başa geldiğinde, 8 yıllık dönemde 100,000 - 500,000 arasında muhalifi öldürdüğü ya da işkenceden geçirdiği biliniyor. 

Mengo Palace bu izleri görmek için gidilecek çok üzücü bir yer Kampala'da. Modern görünümlü bir saray ve mimarisi İngilizlerin hediyesi. Burayı önemli yapan, sarayın altındaki zindan odaları. İdi Amin sonrasında Başkan Obote tarafından da aynı günahlar için kullanılmış.

Kurbanlar gözleri bağlı olarak getirilip, saatler boyu yürütülürmüş ki hala sarayın içinde ve Kampala'da olduklarını bilmesinler diye. İşkencehaneler birkaç katlı ve su ile çevrili, bot ile geçiliyor, önlem olarak suya elektrik veriliyor. Zanzibar'daki köle odalarına benziyor. Açlık, susuzluk var, oksijen yok. Kendini elektrikli suya atıp intahar eden çok olmuş. Duvarlarda notlar var "Obote, beni öldürdün ama ya çocuklarım!"

Nil’in Kaynağı
Uganda'nın güneyindeki Jinja, Nil nehrinin kaynağının olduğu kasabanın adı. Coronation Park'da burayı keşfeden İngiliz kaşif John Hanning Speke için yapılan küçük bir bahçe ve anıt var.  Gölün altındaki faylardan su çıkıyor ve bu sular Nil'in %2sini oluşturuyor, %98'i de Victoria gölünden geliyor. Buraya günü birlik gelip, rafting yapmak ya da birkaç gece konaklayarak çevre gezileri de yapmak mümkün.

Uganda insanları, coğrafyası ve kültürü ile güzel bir ülke. Dikkat etmek koşulu ile güvenli de bir ülke. Hayatın daha yavaş yaşandığı, yerelliklerle kaynaştığınız ölçüde daha çok tad alacağınız bir coğrafya. Uganda’yı diğer birçok Afrika ülkesi gibi, Avrupa ve Amerika’dan ayıran tarafı, şehir turizminden çok, doğa turizmine yönelmiş olmasıdır. Daha uzun ve geniş planlanmış bir Afrika turunun içinde kesinlikle yer alması gerekiyor.