13 Eyl 2010

Fidel bir şey demiş!




“The Atlantic” dergisinin muhabiri Jeffrey Goldberg, dünyanın en özel yunus gösterisini izlemek ve Fidel’le de bir röportaj yapmak için Havana’daydı. Röportajın önceden belirlenmiş belli bir şablonu yoktu. Dünyadaki gelişmeler ve Küba’ya yansımaları ile Küba’da günlük hayata yönelik yeni düzenlemeler başlıca konulardı. Jeffrey Küba’ya, Birleşik Devletler Dış İlişkiler Komisyonu (CFR) Latin Amerika Araştırmaları bölüm başkanı Julia Sweig ile birlikte gitti. Fidel gibi bir ayaklı kütüphaneyle politika konuşacaksa beraberinde bir uzman getirmesi son derece doğaldı.

Fidel, karısı Dalia, oğlu Antonio ve Küba medyasından Randy Alonso, Julia ile Jeffry küçük bir masanın çevresinde, İran ve Ortadoğu’ya odaklanmış 3 saat süren yorucu bir toplantının ardından öğle yemeği yiyorlardı. “Havadan sudan” konuşurken, Jeffry Fidel’e aniden Küba modelinin hâlâ ihraç edilebilir bir model olduğuna inanıp inanmadığını sordu. Fidel, Küba modelinin kendileri için bile artık işlemediğini söyledi. Devrimin maksimo liderinin bu sözlerine inanamayan Jeffry, Julia’ya cevabı yeniden tercüme etmesini söyledi. Julia’nın yorumu, Fidel’in “Devrimci Fikirleri” asla reddetmediği, ülkenin ekonomik hayatında devletin ne kadar büyük bir rol üstlendiğini vurgulamak için bu cümleyi söylediği oldu.

Bu soru ve ona verilen yanıt bir yemek sırasında sarfedilmiş yalnızca bir kaç cümle. Üstelik Fidel’in cevabı olan cümle üzerine “Aaa, Fidel sen bunu nasıl söyledin, altında yatan gerekçe nedir, ne oldu da böyle söylüyorsun?” gibi hiçbir araştırma ve devam konuşması yok, açıklama beklentisi yok!

Bu cümle, Jeffry’nin blog’unda yayınlanıp habere dönüşüp ortaya çıkar çıkmaz dünya ayağa kalktı. Herkes, koca bir röportaja odaklanacağına, yemek sırasındaki sohbette Fidel’in ağzından çıkan bu cümleyi yorumlayıp durdu: Ortalık Küba Devrim’ini alaya alan, Fidel’in sonunda ağzından baklayı çıkardığını söyleyen bir sürü dayanaksız yorumla doldu. Fidel bu cümleyi, Raul’un ekonomi üzerindeki devlet kontrolünü azaltan bazı yapısal değişikliklerine destek olsun diye de söylemiş olabilir miydi? Örneğin, bazı küçük esnaf kendi işini kurabilecek ve karşılığında vergi verecek, devletin istihdam ettiği insan sayısı düşürülecek, verimsiz çalışan işletmeler daha modern çalışma süreçleriyle verimli hale dönüştürülecek ya da yabancı yatırımcılar (BD dışında) Küba’dan gayrı menkul satın alabilecek…

Jeffry aslında “Küba Modelinin ihraç etmeye değer bir model olup olmadığını” sorarken, Küba’nın devrimini ihraç ettiğini de üstü kapalı olarak kabul ediyor. Fidel ise verdiği cevabı “kelime kelime” inkar etmiyor ama aslında tersi bir durumu anlattığını söylüyor: “Sermaye sistemi ABD’ye ve bütün dünyaya bu kadar zarar verirken, fayda sağlamadığı bu kadar ortadayken, bu sistemin Küba gibi sosyalist bir ülkede işleyeceğini kim düşünebilir ki.” diyor ve Jeffry’nin bu farklı yorumuyla da eğlendiğinin altını çiziyor. Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de ana akım medya Fidel’in ilk cümlesine balıklama atladı ama birkaç gün sonra Fidel’in Havana Üniversitesi’nde yaptığı konuşmay es geçti.

Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik açmazların sebebi olan sürekli-sınırsız tüketimi özendiren sermaye düzeni orada duruyorken ve bu çaresizliğin reçetesi olarak yine sermaye düzeni içinden üretilen yeni çareler uygulanırken, 11 milyoncuk nüfuslu Küba’nın sosyalizmden vazgeçmesi olası mıdır? Birçokları bunu duymaya yıllardır hazırlandığı için, Küba’nın da bu sermaye çarklarında öğütülmesini görmeyi ağızları sulanarak bekliyorlar. O yüzdendir ki bu cümleye çok takıldılar.

Fidel’le oturup hiç yemek yemedim ama Havana’da canlı olarak iki defa oldukça yakından dinleme ve izleme şansını yakaladım. Fidel’in asla "boş" konuşmadığını, anlatımı sırasında son derece hem sözlü hem de mimikleriyle "esprili" konuştuğunu söyleyebilirim. Fidel’in hiç bir konuşması içinden cımbızla kelime ya da cümle seçilerek yorumlanmamalı, bütüne bakarak değerlendirilmelidir. Aksi halde Jeffry gibileri Fidel’in eğlencesi olmaktan kaçamayacaklardır.

1 yorum:

hera dedi ki...

dünyanın birçok ülkesinde yunus gösterileri yapan yerler var ve açık denizde yaşaması gereken bir canlı kapitalizmin kölesi oluyor, ama küba da da olması benim açımdan çok üzücü... herşeyin vahşice tüketilip talan edildiği bir dünyada yaşarken hiç görmediğim ama kendi vatanım kadar sevdiğim küba nın varlığı benim için umuttur...