24 Kas 2008

Venezuela, Nikaragua, Küba ve Bolivya’nın yeni yönelimi...

Rusya Latin Amerika’da

Rusya’nın Gürcistan’daki çatışma nedeniyle ABD ile girdiği rekabetin son cephesi Latin Amerika’da açılmış durumda. Bolivya, Venezuela, Küba ve Nikaragua, Moskova ile işbirliğini geliştirmek için kısa sürede ciddi girişimler yapıyor. Rusya, ABD karşıtı her bölgede yer alırken, bölge ülkeleri de ABD baskısını dengelemeye çalışıyor…
Son günlerde Rusya ve ABD arasında yaşanan gerginliklerin somut sonuçları ortaya çıktıkça, soğuk savaş yıllarına benzer çok kutuplu dünyaya doğru bir gidiş başladı, ama bazı farklılıklarla! Öncelikle, Rusya’nın, Güney Amerika’da yakın işbirliği yaptığı ülkelerin durumuna biraz daha yakından bakalım.

BOLİVYA-RUSYA
Bolivya’daki zengin eyaletler, yerli devlet başkanı Morales'in hükümetini reddedip düzenledikleri referandumlarla özerklik ilan etmisti. Neden? Çünkü Morales'in "yerlilerin değerleriyle harmanlanmış komünal devlet" anlayışına sahip Anayasa taslağı, nüfusun yüzde 60'ını oluşturan yerli gruplara yeni ve önemli güçler getiriyor. Neden? Çünkü, Bolivya'da 1952-1956 yıllarında yapılan toprak reformunda, toprakların yüzde 95'i büyük toprak sahiplerine, yüzde 5'i de köylülere dağıtılmıştı. 1980’den sonra uygulanan neo-liberal dönemde, özellikle verimli toprakların bulunduğu Santa Cruz'da, topraklar büyük toprak sahipleri ve tarım yapacağını vadeden yabancılara yeniden dağıtıldı. Özerklik ilan eden zenginlere, Bolivya’nın ABD Büyükelçisi de somut destek verdiğinden, ülkeyi terk etmesi istenmiş, ABD’de bunun karşılığında Bolivya’nın Washington’daki Büyükelçisini sınırdışı etmişti. Bütün bu gelişmelerden sonra Morales, Rusya-Bolivya ilişkisinde 2,5 yıl kaybettiklerini, en kısa zamanda bu ilişkiyi güçlendirmek için yeniden girişimde bulunacağını açıkladı. İki ülkenin ilk aşamada enerji, tarım ve savunma sanayilerinde işbirliği yapacağı öngörülüyor. Rusya’nın enerji devi Gazprom ve Fransa’nın Total firmaları, öngörüleri doğrularcasına Bolivya’da doğalgaz arama-çıkarma anlaşmalarını yaptılar bile. Bolivya’nın bu işten kazancı 4,5 milyar dolar olacak.

VENEZUELA, NİKARAGUA, KÜBA...
Bolivya’daki gelişmeler üzerine, Venezuela Devlet Başkanı Chavez de Bolivya’ya destek vermek için, ABD’deki Büyükelçisini geri çağırdı. Geçtiğimiz günlerde, Rusya iki süpersonik bombardıman uçağını (TU-160) uluslararası sular üzerinden Venezuela’ya tatbikat amaçlı göndermiş, Karaiblerde de ortak tatbikat istediğini belirtmişti. Rusya ve Venezuela arasında, 2005’ten beri yürürlükte olan 4 milyar dolarlık bir savunma anlaşması bulunuyor. Bu anlaşma kapsamında, Venezuela’da Sukhoi savaş uçakları, MI-17 Helikopterleri ve 100 bin Kalaşnikof tüfeğinin dağıtımı yapıldı bile.
Devrimci Sandinistaların eski lideri Daniel Ortega 1980’lerde Sovyetler Birliği’nden para ve silah desteği alıyordu. Bugün, Ortega Nikaragua Devlet Başkanı olarak Rusya’yla enerji ve ticaret anlaşmaları yapmak için görüşmeler gerçekleştiriyor.
Rusya Federal Uzay Ajansı Başkanı Anatoly Perminov Küba’ya yaptığı ziyarette, adada bir uzay merkezi kurmak için ortak çalışma yapacaklarını duyurdu. Küba’lı uzmanların Rusya’ya yapacakları ziyaretten sonra, bu çalışmanın nasıl şekilleneceği daha da belirginleşecek. Küba ayrıca, ABD GPS sisteminin alternatifi olan Rus Glonass uydu yönlendirme sistemiyle de yakından ilgileniyor. Küba ve Rusya arasındaki uzay çalışmalarıysa NASA tarafından ilgiyle izleniyor. Çünkü Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki ABD’li personelin görev süresi 2010’da doluyor ve Orion programı tamamlanmadan ABD istasyona astronot gönderemeyecek. Bu durumda, ABD ya Orion programı tamamlanmadan bu işi unutacak, ya da Rusya’ya güvenmek zorunda kalacak. Gürcistan sorunundan önce ABD, Rusya’yla astronot gönderme konusuda mali bir pazarlık içindeydi, ama şu sırada süregiden gerginlik yüzünden, bu anlaşma şimdilik rafa kalkmış görünüyor. Bu açıdan bakıldığında, Rusya’nın Küba’da bir uzay merkezi kurma girişimi de ABD’ye karşı yapılmış önemli bir hamle olarak yorumlanabilir.
Son zamanlarda Rusya, Sovyetler Birliği’nden beri, bu bölgedeki en aktif rolünü oynuyor. Rus Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün yaptığı basın toplantısı sırasında, Latin Amerika’da bulunma sebeplerini soranlara verdiği yanıt, oldukça dikkat çekici. “Buradayız, çünkü işbirliği içinde olduğumuz bölgeler bunu talep ediyor. Kuzeylerinde bir süper güç var, o güce eşdeğer başka bir güçten yardım ve destek istediler.” Bu sözler hem bölge ülkelerine açık destek anlamı taşıyor, hem de ABD’nin tek güç olmadığını, ona eşdeğer bir güçle Rusya’nın, hemen yakınlarında olacağının işaretlerini veriyor.

ANTİ ABD POLİTİKASI
Bu dört ülkeye yakından bakınca, sosyalizmi uygulayan ya da uygulama yönünde girişimleri olan liderleri olduğunu görüyoruz. Brezilya, Paraguay, Arjantin gibi zaman zaman liberal uygulamalardan uzak olduklarını, anti-ABD ve anti-emperyal politakaları ısrarla söyleyip, uyguladıklarını görüyoruz. Rusya’nın bu dört ülkeyle ilk aşamada çok hızlı yakınlaşmasının temeli bu politakalara dayanıyor.
Rusya’nın, Latin Amerika’da yakın zamanda işbirliği yaptığı ülkelerin, 1960’lardaki gibi, ideolojik bir yakınlaşmadan kaynaklanmadığını da düşünüyoruz. Bu kez yakınlaşmanın temeli anti-ABD’ci olma işbirliğine dayanıyor. Klasik anlamda, geçmiştekine benzer bir “sol” ve “kapitalistler” kutuplaşması değil bu. Çünkü Rusya’nın ideolojisinin de nereye yakın olduğu oldukça tartışılır. Bütün dünya göz önüne alındığında, Rusya’nın, ABD karşıtı her ülke, yönetim ve ideolojilerle işbirliği yaptığını ve yapabileceğini görmekteyiz.
Bu anti-emperyal bir kutuplaşma da değil, çünkü Rusya’da bir süper güç olarak, hem geçmişte hem de günümüzde emperyal davranış biçimleri göstermiştir. Bu yakınlaşma ve kutuplaşma, tümüyle bir ABD’ci ve ABD’ci olmayanların kutuplaşması gibi görülebilir. Her iki gruba zaman içinde dahil olan, bir taraftan diğer tarafa geçen ülkeler görülebileceği tahmin edilebilir…

1 yorum:

Hasan Usta dedi ki...

IMF kovalayan Rusya milli gelirini 100 dolarlardan 9.000 dolarlara getirdi... Ekonomsini dışa bağımlı çizgiden çıkardıkça doğal olarak siyasal etkiside artacaktır...Keza Venezüelladaki millileştirmeler ile neredeyse latin amerika dünyasında bir çok siyasal,ekonomik ve teknolojik projenin öncülüğünü yapıyor...

Gürcistan ile Rusya neredeyse tamamen kafkasları ve hazar enerji havzasında işi bitirmiş gözüküyor... Karadenizde batı blokunun tek kalesi ki çürük kalesi Ukraina fiili anlamda bölünmüş halde... Gelecek seçimlerde Gürcistanda ve Ukraina da Rus yanlılarının seçilmesi çok muhtemel yahut Ukraian hukukende bölünecek... Karadeniz havzasından Kırımdan Rusya asla vazgeçmeyecek...

Timeşenko balıklama IMF atıldı... Krizin mevcut bir seçimde götüreceğini biliyor...

Turuncu devrimci sorospunun çocuklarında feci bir panik hali mevcut...

Bence Rusya asıl darbeyi ABD ye ekonomik anlamda vuracak... Rezerv para doların kullanımı sayın yazarın belirttiği blok ve yeni oluşan ittifakça sınırlandırıldığı an ABD ekonomisi bir ödemeler dengesi ve cari açık krizi ile tekrar sarsılabilir...Zira dünyadaki dolaşımdaki doların 3/4 ü karşılıksız basılmış durumda... İktisat Biklimi ile uğraşanlar bilir ki karşılıksız basılan para " 0" faizle borçlanmak demektir... Muhtemelen Çin'in kaygıları nedeni ile- zira çindeki yabancı sermaye yatırımlarının %95 ABD lilerin...- bu darbeyi Rusya yavaş yavaş vuracaktır...

İkici darbe ise içeriden yavaş yavaş ispanyolca konuşanların sayılarının artması ile söz konusu olabilecektir... Miami bölgesi ilginç bir örnek ve laboratuvardır...

Bu yapılanmada Türkiye büyük bir cari açıkla yakalandı... Krizim ciddiyeti ve derinliğini RTE henüz anlamış değil... Bu likitide darlığı sarmalında (.. paranın bol olduğu dönemde dünyanın en yüksek faizini ödeyen) Türkiye'yi. hangi faiz oranlarının beklediğini düşünmek dahi istemiyorum...

Hala umutları Kara parayı getirip 2 B lik orman arazilerini bu kara paraya peşkeş çekmeyi ekonomi zannediyorlar...

Tabi bizdeki entel liboş taifesi sus pus oldu...

Conilerin çökmesi ılımlı islamcıları pek korkutmuşa benzemiyor... Ancak ABD için durum hiçte iç açıcı gözükmüyor...

400 bin askerin beherinin maliyeti ayda 25.000 dolardı...
Bu gidere sömürdüğü petrol giderleri bile yetişemiyordu...
Georg Puşt rezerv paraya yani karşılıksız para basarak bunu
döndürebileceğini sandı... Conilerin faurası büyük bir ekonomik kriz ve Irakta Afganistanad ölen milyonlarca günahsız insan...

Liboşlar... Ah liboşlar... Doğal kaynakları yabancılara peşkeş edilen ülkelere küreseleşmeye ayak uydurma denmez sömürgeleşme denir... Türkiye yarı sömürgeden tam sömürge uydusuna girmiştir...

Ergenekon mu? İşte sayın Yazarın dengelerin değişmesi dediği şey var ya... İşte Türkiyenin saf değiştirme tehlikesinin kafkasyada ve ortadoğuda Rusya ile işbirliği yapabileceği olasılığının CİA ca ortadan kaldırılmasıdır...

Badem Bıyıklı Fehmi bizzat kendisi yazdı: Puşt RTE ye Ergenekon nasıl gidiyor diye soruyor...Boşuna çakalın çukalın içine yurtsever aydınlar... Bütün iddianameyi okudum özellikle aydınlar üzerine yapılan soruşturmanın (İlhan Selçuk,
Balbay gibi...) Tuncay Güney adlı homoseksüel CİA ajanının yumurtlamalarına dayanıyor... Bırakın hukukçuları normal insanları bile güldüren abuk sabuk yorumlarla sanık sandalyesine oturmuşlar...

Ekonomiden sorumlu bakan dua edelim Rusya da kriz olnmasın diiyor... Zira dış ticaret hacmimiz son on yılda on milyar dolardan 70 milyar dolara dayandı...

Dediği gibi kriz sonrası yeni ekonomik ve siyasal bloklaşmalar ve yer değiştirmeler kaçınılmaz...

Sayın Yazarın gözlemleri ve değerli bilgileri için sonsuz teşekkürler..